Mecbur Değilsiniz

Mecburdegilsiniz

4 Aralık 2012 Salı

Masaüstü Ortamları (Yeniden)

Geçenlerde Virtualbox üzerinden Arch Linux'u kurcalarken aklıma bir fikir geldi. X'i çalışır hale getirdikten sonra bir snapshot alarak farklı masaüstlerini denemeye başladım. Daha önce DE'ler üzerine yazdığım yazının eskidiğini fark edince tekrar yazmak istedim.

Denemeleri Virtualbox üzerinde çalışan 64 bit Arch Linux 2012.11.01 sürümüyle yaptım. Host makinamın da 3.5-4 senelik olduğunu da belirtmek isterim. Denemeyi günlük kullanımla değil DE'nin orasını burasını kurcalayarak yaptığımı ve günlük kullanımda farklı manzaralarla karşılaşabileceğini de ayrıca hatırlatmak isterim

KDE

Kanımca  KDE DE olmayı aşalı çok oldu. Çünkü DE'den gayrı sistemde kullanılan bir çok yazılımı kendileri geliştiriyorlar. Bu işi de oldukça iyi yaptıklarını düşünüyorum. Çünkü KDE yazılımlarının bir çoğu oldukça kaliteli ve bazıları GNU/Linux ekosisteminde alanlarının en iyisi. Zaten bildiğim kadarıyla KDE artık masaüstü ortamı olarak değil yazılın derlemesi (SC) olarak anılıyor.

KDE 4'un Plasma kabuğu oldukça yenilikçi bir araç ve sürekli yenileniyor. Activity özelliği ile beraber sanal masaüstünde çığır açtıklarını da söyleyebilirim. KDE 4 serisinin en çok şikayet edilen noktalarından biri olan performans sorunun KDE 4.8 ile çözdükleri konuşuluyordu şahsen denemediğim için yorum yapmak istemiyorum.

KDE'nin kendi altyapısına sahip olması KDE yazılımlarını diğer DE'lerde kullanmak konusunda sorun yaratıyor. Çünkü tek bir KDE yazılımı için 50 MB'ın üzerinde KDE baseini kurmak gerekiyor.

KDE'ye sık getirilen eleştirilerden birisi Windows'a benzemeye çalışması. Ben bu iddiayı pek ciddiye almadığımı söyleyebilirim. Çünkü Windows veya Mac OS'tan gelen insanlar genelde panel altta olunca Windows'a üstte olunca Mac'e benzediğini iddia ediyorlar ki  (Paneli üstte olan KDE'nin Mac Os'a benzetildiğini duymama binayen bunu söylüyorum) bu gülünç. KDE'nin Windows'a benzemeye çalışmadığını yenilikçi teknolojileriyle zaten ispatladığını düşünüyorum.

KDE'nin Windows'a benzemesini masaüstüyle beraber araçları da kendi geliştirmesi yoluyla olduğunu düşünüyorum. Ortaya özgür ve kaliteli ürünler çıktıktan sonra bunu umursamamakla beraber, Windows'a benzeme eleştirisinin de bu noktadan geldiğine pek şait olmadım.

Ayrıca KDE'nin teknik anlamda teknolojilerini ve codebase'ini kaliteli bulduğumu da söylemeliyim.  Qt frameworkü beğenmekle beraber bir araç seti olarak özgür yazılım camiasının en önemli silahlarından olduğunu düşünüyorum.

Full KDE kurulumu yaklaşık 700 MB tutuyor ve büyük ihtimalle kullanmayacağınız eğitim programlarını, oyunları, artworkleri de içeriyor. Paketlerin diğer gruplardan seçimi daha ekonomik olacaktır kanısındayım.

Performans sorununuz yoksa KDE DE'ler arasında bence en iyi seçimlerden bir tanesi.

GNOME

GNOME 2'nin sadık bir kullanıcı kitlesi ve oturmuş bir düzeni varken GNOME 3'te gidilen radikal değişiklikler oldukça tepki çekti. Genelde DE'ler yeni sürümlerde radikal değişikliklere giderken tepki çekenin bu değişikliklerin iyi kotarılamadığının düşünülmesi olduğunu söylemek mümkün.

Eleştirilerin genelde odaklandığı nokta olan özelleştirme azlığı üzerine yorum yapmam pek mümkün değil çünkü günlük olarak kullanmadım. Yapılan en büyük değişiklik sanırsam Etkinlikler arayüzü, hoş fikirler barındırsa da bence iyi kotarılamamış.

Etkinlikler arayüzü ilk açıldığında ortada bir multitasking menüsü sol da bazı uygulama kısayolları ve sağda sanal masaüstleri bulunuyor.Uygulama menüsüne sağ alta doğru bir tuşa basarak erişiyorsunuz. Etkinlik arayüzünün uygulama menüsünün yerine geldiğini düşünürsek uygulamalara erişmek zahmetli hale geliyor. Uygulama menüsünün altına açık penceleri gösteren bir multitasking menüsü bence çok şık olurdu.

Pencere menülerinde de enterasan bir değişikliğe gidilmiş ama kendi adıma beğenmediğimi ifade edebilirim. Klasik panel görüntüsü devam etmekle beraber pencere menüleri paneldeki ilgili pencere simgesine tıklanarak açılır hale gelmiş. Verimli bulmadım. Ayrıca pencereyi tam ekrandan ufalttığınızda hala bir pencere başlığı var ve simge durumuna küçült ve tam ekran seçenekleri olmadan sadece kapat butonu var ki bence sinir bozucu.  Pencereyi ekran kenarlarına sürükleyerek sağa sola alma büyütme getirilmiş.

Geçenlerde GNOME 3'ün bu arayüzden vazgeçeceğine dair haberler vardı. Zaten bu haliyle de önerebileceğim bir DE değil.

Unity

Unity yanlış hatırlamıyorsam ilk defa Ubuntu 11.04 ile kullanılmaya başladı. Çok tartışılmasına ve eleştirilmesine rağmen şahsen kullanmadığımı ve kendi değerlendirmemi izlenimler ve videolar üzerinden yapacağımı belirteyeyim.
 Her DE gibi ilk çıktığında sorunlarla boğuşmakta olduğunu ve 2 senenin ardından biraz oturduğunu duyuyordum.

Başka bir DE'den geçtiyseniz büyük ihtimalle ilk fark edeceğiniz şey pencere menülerinin yukarı panele alınması olacaktır. Çok eleştirilmesine rağmen yerden tasarruf etmeyi ve uygulamaya daha fazla alan bırakmasının kullanışlı olabileceğini düşünüyorum. Uygulama başlatma ve açık uygulamaların görülmesi için solda bir panel tasarlanmış.

Panelde bazı uygulamaların kısayolları ve bir Ubuntu logosu görünüyor. Ubuntu logosunun oldukça yetenekli bir uygulama menüsü olduğunu söyleyebilirim. Aynı zamanda resim, müzik gibi medyaların önizlemesini de yapabilmekte. Ubuntu 12.10 ile gelen Amazon entegrasyonu epey tartışma yarattı.

EFF (Electronic Frontier Foundation/ Dijital özgürlüğü ve internet özgürlüklerini korumak için çalışan bir vakıf. Türkiye'deki benzeri için http://www.alternatifbilisim.org/wiki/Ana_Sayfa adresine bakabilirsiniz) kullanıcıların iletişimini ve verilerini tehlikeye atacağını duyurdu. Ben de Amazon entegrasyonu kapatmanızı öneririm.

Atıl Meta/Windows tuşuna işlev kazandıran HUD arayüzünü çok beğendim. Pencere menüleri arasında arama yapabilmek şahane bir özellik olmuş.
En sık söylenen şeylerden biri de Ubuntu'nun Mac OS'e fazlasıyla benzemesi. Mac OS ciddi bir şekilde benzediği doğrudur. Ancak kendi teknolojileriyle bir Mac OS klonu olmaktan çok öte DE olduğunu düşünüyorum.

Özelleştirme seçenekleri ve diğer uygulamalarla entegrasyonu hakkında pek fikrim yok.
Unity genel anlamda ilginç bir masaüstü deneyimi sunuyor. Kendim denemek için üşensem de denemeye değer olduğunu düşünüyorum.

MATE

MATE bir GNOME 2 forku. Denerken eski GNOME 2'den pek farkını göremediğimi söyleyebilirim. Sanal makina üzerinden performans üzerinden yorum yapamasam da eski performans/sadelik dengesini yakalamışsa eski masaüstü tecrübesini arayanlar için iyi bir seçim olabilir.

XFCE

Yaklaşık 1 senedir DE olarak XFCE kullanmaktayım.Eskiden kısıtlı donanıda çalışacak hafif bir DE olarak tasarlandığını bilmeme rağmen yeni sürümü bana GNOME 2'nin açığını doldurmaya çalıştığını düşündürttü. Performansının hala oldukça iyi olmasına karşın masaüstü tecrübesi olarak GNOME 2'ye oldukça benzediğini söyleyebilirim. Kendi uygulamalarını tatminkar bulmuyorum. Ancak GNOME yazılımları kurulduktan sonra iyi bir deneyim yaşattığını söyleyebilirim. Eski masaüstü tecrübesini arayanlar için gayet iyi bir seçim olabilir.

LXDE

Çok hafif bir DE olduğunu söyleyebilirim. Sanal makinada bile oldukça performanslı çalıştı ve ayrıca kurulurken bilgisayar kullanımı için gerekecek temel yazılımları da beraberinde getirmesiyle kısıtlı donanımlar için oldukça iyi bir seçim.

Enlightenment

Enlightenment'in amacı minimal bir DE olmak olsa da oldukça enteresan özellikleri olduğunu söyleyebilirim. Klavye dilini bayrakla göstermesini beğendim. Dosya yöneticisinde bir dosyanın üzerine gelindiğinde önizleme olarak içini göstermesi de olduça hoş. Klasörleri farklı pencerelerde açması ve yer yer tıklanan pencerede focus problemi yaşaması da bence bir eksi.

Gene de enteresan ve hafif bir DE kullanmak isteyenlere Enlightenment önerebilirim.

Openbox + Razor-Qt

 Razor-Qt oldukça yeni bir DE ve aslında yukarıda yazdıklarımın içinden en minimal olanı kendi pencere yöneticisi,dosya yöneticisi falan yok. Bir pencere yöneticisi üzerine çalıştırıyorsunuz ve size bir arayüz sağlıyor bu kadar. Durumu şöyle açıklayabilirim. X ilk kurulduğunda  bir terminal ve fare imlecinden fazlası değil. Bunun üzerine salt bir pencere yöneticisi kurduğumuzda mesela Openbox GUI'den program çalıştırmak için çok basit bir menü ve bir uygulama açtığımızda eski güzel simge durumuna küçült,tam ekran ve kapat tuşları geliyor. Openbox'un becerisi de bundan ibaret. Üzerine Razor-Qt kurduğumuzda yukarıda bahsettiğim DE'lerin sunduğu arayüze erişebiliyorsunuz.
Razor-Qt nedense bana KDE 3'ü anımsattı.
Hala deneysel olsa da ilginç olabileceğe benziyor. Gözucuyla da olsa takip etmekte fayda görüyorum.

Masaüstü ortamlarıyla ilgili yazdığım ilk yazıya adresinden ulaşabilirsiniz.

4 yorum:

  1. Amazon reklamları Ubuntu 12.10 ile geldi. Ubuntu uzun dönemli sürümlerinde (10.04,12.04 LTS) yeni şeyleri direk koymaz.

    Güzel yazı olmuş. Yazdığınız çoğu şeyi ben de yazsam böyle yazardım. :)

    YanıtlaSil
  2. Söylediğiniz için teşekkürler hemen düzeltiyorum.
    Beğendiğinize sevindim.

    YanıtlaSil
  3. ellerine sağluk uğurcan. Gnome Shell i beğenerek kullanıyorum. Benim sistemimde en azından stabil geldi. İşlevsellik açısından minimum bir ekran işgal ediyor, win tuşuna işlevsellik kazandırıyor ve yazılımları bulmak da pek zor değil. Bir süre kullanınca kendi tadını hissettiriyor.

    YanıtlaSil